sanatımı öğreniyorum - sanat sepet içindir - Blogcu
sanat sepet içindir Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım
bay bacak (msn: hakansbacak@hotmail.com) arşive tıklayın mesela, bakın hemen üstte..

sanatımı öğreniyorum24/10/2007

1-2 senedir karalıyorum bişeyler şurda ve saçmalamadan ibaret hepsi. ben de artık blogumu faydalı bloglar seviyesine çıkarmak istiyorum. bu sebeple öğretici bişeyler yazacağım. ilk olarak blogumun adına yaraşır bi şeylerden bahsetmek istiyorum;

 

sanat nasıl yapılır?

 

evet efenim bu soru yıllardan beri her güzel sanatlar fakültesi öğrencisinin kafasını kurcalamış, herkes kendince cevaplar bulmaya çalışmıştır.  güzel sanatlar fakültesi öğrencilerini yıllarca incelemiş (evet aralarına karışıp gözlemledim, istatistiksel veriler biriktirdim, bilim adamı edasıyla inceledim) biri olarak vardığım bazı sonuçları sizlerle paylaşmak istiyorum. genç sanatçı adayları beni dikkatle dinlesin;

 

ayna:

 

 

evet genç arkadaşım. sanat yapmak istiyorsun, hocan bi konsept belirlemiş, ödev vermiş. "aha bu konsepte uygun iş üret, getir bana" demiş. ne yapacaksın? hiiiç kara kara düşünmene gerek yok. çak aynayı gitsin. ister duvara as, ister yere yatır, tavana yapıştır merdivenin varsa. ayna, her konsepte uygunluğu ve modası geçmeyen bir nesne oluşu itibariyle tam da aradığın ready-made. iki tanesini karşı karşıya koy paraya kıyıp. ya da kır, bööle parçalarını yay yere rastgele ya da bir kompozisyon dahilinde. ve şunu asla unutma, ayna güzel sanatlar fakültelerinde onaylanmış, sınıf geçirmeyi garanti eden nadir nesnelerden biridir. "hocam ben aynayı kullanarak izleyiciyi de işe dahil etmeyi amaçladım" falan gibi yıllardır söylenegelmiş klişelerden birini de yumurtlarsan işin altını da doldurmuş olursun. ki bak bu kullandığım "altını doldurma" deyimi çok önemlidir, henüz bu zorlukla karşı karşıya kalmadıysan hazırlıklı ol. baştan uyarıyorum.

 

 

 

form tekrarı:

 

bu form tekrarı denilen olay da gene müspet bir tekniktir ama aynadan biraz daha zahmetlidir. uzun bi ön çalışma ve çöpçü ruhu gerektirir; okul yeni açılmış, kantinin en civcivli zamanları.. akranların okula yeni güzel kız gelmiş mi diye kantinde etrafı şahin gözleriyle keserken, sen hem akranlarından geri kalmamak hem de sanatın için bişeyler yapmak istiyorsun. form tekrarı tekniği tam sana göre. form tekrarı tekniğiyle üreteceğin eserinin ön çalışması şu şekilde; kantine git. en çok hangi ürün tüketiliyor incele. çay mı, cola mı, su mu, sigara mı vs... genelde çay olur. hemen kantinde  ne kadar kullanılmış plastik bardak, kaşık varsa topla. bunu yılmadan devam ettir her gün, plastik bardak için ideal sayı 100-150 arasıdır. yeteri kadar bardak biriktirdin ve ilk değerlendirmeler de geldi çattı. hemen topladığın bardakları dolabından çıkar ve 150sini birden yere at. işte muhteşem bi enstalasyon. "hakan hocam ben görsel etkisinin yanı sıra eleştirel bi tarafı da olsun istiyorum işimin" diyenlerinizi duyar gibiyim. o vakit evladım, sen cola kutusu biriktir onları yere ser. al sana harika bir kapitalizm eleştirisi, altı dolu dolu. özetle form tekrarı tekniği dediğimiz şey bu. aynı nesneden 100-150 tane alıp yere seriyosun. bu kadar basit.

 

 

 

hiperrealizm  

 

yukarda bahsettiklerimden farklı olarak hiperrealizm ciddi zanaatkarlık gerektirir. o yüzden pek tercih edilmez ama en geçerli yöntemdir diyebilirim. bu tekniğin en önemli avantajı altının doldurulmaya ihtiyacı olmamasıdır.

 

  

 

el işi tekniği

 

bu teknik de biraz zahmetlidir ama hocaların "en azından uğraşmış çocuk" deyip sınıf geçmene müsaade etmelerine yetecektir. form tekrarı tekniğiyle benzeşir. şöyle ki; incik cıncık bişeylerle uğraşmaktır özünde bu teknik. uğraştığın nesnelerin küçüklüğüyle alacağın notun büyüklüğü arasında ters orantı vardır. örnekleyeyim, daha kolay anlaşılır. efenim mesela yerden küçük küçük taşlar toplayın. sonra bunları sırayla ipe bağlayın, bi ipe dizin boncuk boncuk. 2şer metre uzunluğunda 20 tane falan ip elde etseniz yeter. örnek teşkil edecek bi fotoğraf buldum;

 

 

 

tabi siz bu fotoğraftaki gibi düzgün taşlar bulmayın, irili ufaklı olsun, paspal dursun biraz, cici bişey olmasın yani. elde ettiğiniz bu perdemsi şeyi okulun kapısına asarsanız, akademiye olan tepkinizi de dile getirmiş olursunuz.

 

evet. pek çok teknik gördük, güzel kısayollar öğrendik. bunları uygulamak, çeşitlendirmek de sizin göreviniz. sanat hayatınızda hepinize başarılar.

 

günün ipucu: hocan geldi, işine baktı ve o kabusumsu soruyu sordu; "nerden yola çıktın evladım bunu yaparken?". bi cevabın yok, terliyorsun, heyecanlanmışsın, zira "altını doldurma" vazifeni hakkıyla yerine getirmemişsin önceden. hiç telaşa mahal yok.  "kendimden yola çıktım hocam", muğlaklığı dolayısıyla son derece münasip bi cevap olacaktır. şarkısı bile var, yıldız tilbe söylüyo; "kendimden çıktım yolaa, bir yeree varamadıım..."

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum Yaz

Kayıt : Toplam:
Son Sayfa | Sonraki Sayfa